• 0212 945 3000 (dahili 3628 )
  • serdar@serdarkabatas.com

SSS

Sıkça Sorulan Sorular:

BEL FITIĞI AMELİYATLARINDAN HASTALARIN FAYDA GÖRMEDİĞİ DOĞRU MUDUR?

Ameliyatın gerekliliği konusunda bir şüphe yoksa (yani;bacak veya ayakta güçsüzlük, idrar kaçırma varsa veya daha önce yapılan tüm ağrı tedavilerine rağmen -ilaç tedavisi,fizik tedavi, belden yapılan enjeksiyonlar- ağrısı geçmiyorsa) hastanın ameliyattan fayda görmemesi söz konusu değildir. Ameliyat söz konusu olduğunda hastanın ameliyattan beklentileri mutlaka konuşulmalıdır. Hastaya belinde kaç tane fıtık olduğu, ameliyatla bu fıtıklardan hangisine veya hangilerine ve nasıl müdahale edileceği, bel fıtığına eşlik eden omurilik kanalında darlık (lomber spinal stenoz) veya omurlar arasında kayma (spondilolistezis) olup olmadığı konusunda bilgi verilmelidir.

BEL FITIĞI TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?

Bel fıtığı hastalarında, bacakta güçsüzlük, idrar kaçırma, her türlü ağrı tedavisine rağmen geçmeyen yada geçse de kısa süre sonra tekrarlayan ve de hastanın sosyal yaşamını ciddi anlamda kısıtlayan ağrı şikayeti varsa ameliyat öneriyoruz. Bunların dışındaki, ameliyat gerektirmeyen hastalarda öncelikle ilaç tedavisi ve kısa süreli istirahat verip eğer ağrıları geçmiyorsa belden yapılan enjeksiyonlar ve fizik tedavi yöntemlerini uyguluyoruz.

BEL VE BOYUN FITIĞI NEDİR?

Omurgamız, omur adı verilen tespih gibi birbiri üzerine dizili kemik yapılardan ve omurlar arasında bulunan ve tampon görevi gören disk adı verilen yastıkçıklardan oluşur. Diskler, dışı sağlam bir zar ile çevrili (anülüs fibrozus), içi jelimsi (nükleus) yapılardır. Bu jelimsi yapılar zamanla su içeriğini kaybederek omurlar arasındaki tampon görevlerini yerine getiremezler ve dış zarda oluşan çatlaklardan jel dışarı doğru fıtıklaşmaya başlar.

BELDEN ENJEKSİYON (İĞNE) TEDAVİSİ NEDİR, NASIL YAPILIR?

Bu tedavi bel ve bacak ağrılarını geçirmek için yapılan bir ağrı tedavisidir. Ameliyat gerektirmeyen ancak diğer tüm ağrı kesici tedavilere rağmen (ağızdan alınan ilaçlar, kalçadan yapılan iğneler, fizik tedavi) ağrıları geçmeyen veya geçse de kısa süre içinde tekrarlayan hastaların ağrılarını geçirmeye yarayan çok etkin bir tedavidir. Bu tedavi yapılırken hastaya narkoz verilmez, sadece iğne yapılacak bölge lokal anestezi ile uyuşturulur. Bu işlem sırasında kullanılan iğne o bölgedeki sinir köklerine zarar vermeyecek şekilde dizayn edilmiş özel bir iğnedir. Floroskopi denilen bir cihaz kullanılarak doktorunuz tarafından iğnelerin yapılacağı hedef noktalar belirlenir. İşlem sırasında damar yolunuzdan sizi rahatlatan bazı ilaçlar verilerek işlem sırasında ağrı duymanız engellenmeye çalışılır. Önceden belirlenmiş hedef noktalara iğne girilerek sinirler üzerine enjeksiyon yapılır ve işlem sonlandırılır. İşlem yaklaşık 15 dakika sürer. İşlem sonrası servis yatağınıza alınırsınız ve ertesi gün ayağa kaldırılıp yürütülürsünüz.

BELDEN İĞNE TEDAVİSİ KİMLERE YAPILIR?

Genellikle cerrahi gerektirmeyen ancak ilaç tedavisi ve istirahat ile ağrıları geçmeyen bel ve bacak ağrısı şikayeti olan bel fıtığı hastalarında tercih ettiğimiz tedavi yöntemidir. Bazen, ameliyat gerektiği halde ısrarla ameliyat olmak istemeyen fakat ağrılarından kurtulmak isteyen veya ameliyat gerektiği halde genel sağlık durumu ameliyat olmasına mani olan fakat bel ve bacak ağrıları nedeniyle yaşam standardı düşmüş hastalara da belde iğne tedavisi yapmaktayız.

AĞRI TEDAVİSİ SONRASI FİZİK TEDAVİ YAPILIR MI?

Belden iğne tedavisi yapılan hastalara bir hafta istirahat sonrası bel kaslarını güçlendirmek ve ağrıların tekrar nüksünü önleyebilmek için pasif bel egzersizleri öneriyoruz.

BELDEN İĞNE TEDAVİSİNDE SİNİR KÖKÜNÜN ÜZERİNE HANGİ İLAÇLAR YAPILIR?

Bu tedavide düşük doz steroid ile bir tür lokal uyuşturucu ilaç karışımı uygulanır. Bu ilaçlar fıtık nedeniyle ezilip çevresinde ödem olan sinirin üzerine yapılır. Bu sayede sinir çevresindeki ödem ortadan kaldırılır ve sinirin etkin şekilde çalışması sağlanarak ağrı geçirilir. İlaç karışımı içinde bulunan lokal etkili uyuşturucu ilacının sinir kökü üzerinde nöroversiyon diye tanımlanan (sinir iletimini geçici olarak durdurup tekrar düzenli olarak çalışmasını sağlama) etkisi vardır.

BELDEN İĞNE TEDAVİSİ TAM OLARAK NEREYE YAPILIR?

Klinik uygulamada genel olarak 3 farklı yere iğne yapıyoruz. Bunlar:

a) Bacak ağrısına sebep olan sinir kökünün üzerine (Transforaminal enjeksiyon)

b) Bel ağrısına sebep olan faset eklemi (omurların arka tarafta birbirlerine temas eden bölgesi) üzerine (faset eklem enjeksiyonu veya faset eklem radyofrekans ablasyonu)

c) Kaudal enjeksiyon: Kuyruk sokumu aralığından (sakral hiatus) girilerek tüm epidural alana enjeksiyon yapılır ve tüm sinirlerin etkilenmesi sağlanır. Özellikle daha önce ameliyat olmuş ve nüks etmiş bel fıtığına bağlı ağrılarda, ameliyat bölgesindeki sinir kökü çevresindeki yapışıklıkları giderdiği düşünülen ağrı tedavi yöntemidir.

BELDEN İĞNE TEDAVİSİNDEN FAYDA GÖRECEK MİSİNİZ? İYİ BİR ADAY MISINIZ?

Eğer ameliyat gerektirmeyen bir bel fıtığınız varsa, bel ve bacak ağrısı çekiyorsanız ve ilaç tedavisinden fayda görmüyor yada her gün ilaç kullanmak zorunda kalıyorsanız iyi bir adaysınız demektir. Beyin cerrahi doktorunuzun yapacağı muayene tedavinizin etkinliği açısından belirleyici olacaktır.

BELDEN İĞNE TEDAVİSİNİN SONUÇLARI NASILDIR?

Bazı hastalar bu işlemden diğerlerine göre daha çok fayda görürler. Bu işlemden sonra aylarca ağrısı olmadan yaşayan bel fıtığı hastaları olduğu gibi bir ay sonra ağrısı tekrarlayan hastalar da vardır. Genel olarak bu tedavinin etkinliği 1 yıl süreyle %75-%80 civarındadır. En önemli anahtar nokta ağrınıza sebep olan doğru sinirin üzerine enjeksiyon yapılmasıdır.

BELDEN YAPILAN RF (RADYOFREKANS) TEDAVİSİ NEDİR?

RF tedavisi bel ve sırt ağrılarını geçirmek için uygulanan, belden iğne ile girilerek yapılan bir tür ağrı tedavisidir. Bu tedavide özel bir iğne, bel ağrısına sebep olan bel eklemi (faset) üzerindeki hedef noktaya floroskopi denilen özel bir cihaz yardımıyla yerleştirilerek işleme başlanır. Özel bir cihazla bu iğne içerisinden radyo dalgaları gönderilerek hedef noktadaki ağrı duymamızı sağlayan sinir uçları ısıtılır ve sinirlerin ağrı hissini iletmesi engellenir, böylece hastanın rahatlaması sağlanmış olur.

BELDEN İĞNE TEDAVİSİNİN YAN ETKİLERİ NELERDİR?

Bu yöntemin yan etkileri arasında geçici his kaybı ve karıncalanma, işlemin yapıldığı bölgede geçici yanma hissi ve ağrı sayılabilir. Çok nadiren uzun süreli his ve kuvvet kaybı gibi ciddi yan etkiler de görülebilmektedir.

BOYUN FITIĞINDA TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?

Boyun fıtığınız eğer kolda güçsüzlüğe neden olduysa, ağrıyan kolunuzu ense yada başınızın üstüne koyduğunuzda kol ağrınız hafifliyorsa ve de özellikle geceleri ağrınız artıyorsa bize ulaşmalısınız. Çünkü bunun gibi durumlar ameliyat gerektirirler. Eğer fıtık veya fıtıklar küçük boyuttaysa ve boyun ve kolda ağrı dışında kolda güçsüzlük şikayetine sebep olmamışsa ağrı şikayetlerini geçirmeye yönelik ilaç tedavileri ve gerektiğinde fizik tedavi uygulanır.

BEYİN ANEVRİZMASI (DAMAR BALONCUĞU) NEDİR VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?

Beyin anevrizması, beyindeki kan damarlarının yüzeyinde baloncuk oluşmasıdır. Bu baloncuklar en sık yırtılıp kanayarak beyin kanamasına sebep olurlar ve nadiren de çevre dokulara bası yapıp bulgu verebilirler. İki etkin tedavi yöntemi vardır:

a) Ameliyatla klipleme: Ameliyat edilerek anevrizma baloncuğunun klip denilen kıskaçlarla kapatılmasıdır.

b) Endovasküler koilleme: Genellikle kasıktan özel bir katater ile girilerek anevrizma baloncuğunun içi doldurularak kapatılmasıdır.

KAPALI BEL FITIĞI AMELİYATI (TAM ENDOSKOPİK BEL FITIĞI AMELİYATI) NEDİR?

Halk arasında kapalı bel fıtığı ameliyatı olarak bilinen yöntem Endoskopik yolla yapılan bel fıtığı ameliyatıdır. Bu ameliyatta yaklaşık yarım santimlik bir delikten endoskop ile girilerek bel kaslarına ve kemiklerine zarar vermeden fıtık boşaltılır. Mikroskop ile yapılan ameliyata kıyasla çok az bir ameliyat kesisi (1 dikiş atılır) olduğu için ve daha az normal doku hasarına sebep olduğundan ,hasta bu ameliyattan sonra sosyal yaşantısına daha hızlı dönebilmekte ve ameliyat sonrası nekahat dönemi az ağrılı ve kısa olmaktadır.

HİDROSEFALİ NEDİR, TEDAVİSİ NELERDİR?

Hidrosefali beyin su kanallarında genişleme olmasıdır. Beynimiz, kafatası denilen kapalı bir kutunun içinde bulunmaktadır. Beyin su kanallarında  ise beyin tarafından sürekli olarak üretilen beyin omurilik sıvısı bulunur. Beyin omurilik suyunun bazı nedenlere bağlı olarak artması (bazı beyin tümörleri), su kanallarının tıkanması (kanama, doğuştan kanal darlığı (akuadakt darlığı)) veya emilim bozukluğuna bağlı olarak (kanama) su kanalları genişler ve beyin dokusunu kapalı kutu içerisinde sıkıştırır. Bu durum bebeklerde olduğunda baş çevresi çok artar, bebeğin kafası büyür ve başını zor veya hiç tutamaz hale gelir. Genellikle iki şekilde tedavi edilirler:

a) Şant ameliyatı: Cilt altından geçirilen ince bir boru sistemi ile beyin su havuzcuklarında bulunan fazla suyun karın içine boşaltılması sağlanır. Karın içine boşaltılan su dokular tarafından emilir ve kaybolur. Hastaya takılan şant aleti kalıcıdır.

b) Endoskopik üçüncü ventrikülostomi: Bazı hidrosefali hastalarında uygulanan bir ameliyat yöntemidir. Kafatasına küçük bir delikten girilerek beyin su havuzundaki fazla suyun bir yol açılarak beynin farklı bir yerine tahliye edilmesi işlemidir.

BEL FITIĞINDA İLAÇ TEDAVİSİ VE FİZİK TEDAVİYİ KİMLERE ÖNERİYORUZ?

Her bel fıtığı olan hastayı ameliyat etmiyoruz. Hastalara ameliyat olmaları için ısrar ettiğimiz bazı durumlar vardır. Bunlar:

a) Bacak ve ayakta güçsüzlük (Hasta çoğunlukla güçsüzlüğü ayakta uyuşukluk olarak algılar)

b) İdrar kaçırma veya yapamama

c) Düşük ayak (Hasta düşük olan ayağını kontrol edemediği için sürüyerek yürür, ayağı takılıp düşebilir. Topuk üstünde yürüme testinde başarısızdır.)

d) Hastanın ağrı şikayeti tüm ağrı giderici yöntemlerin uygulanmasına rağmen düzelmemiştir ve hastanın sosyal yaşamı bu durumdan ciddi olarak etkilenmeye başlamıştır.

Bu önemli durumlar dışındaki hastalara ağızdan ilaç tedavisi,belden iğne tedavisi veya fizik tedavi önerilebilir.

BOYUN FITIĞINDA İLAÇ TEDAVİSİ VEYA FİZİK TEDAVİYİ KİMLERE ÖNERİYORUZ?

Boyun fıtığı hastalarının tümü ameliyatlık değildir. Fakat bazı durumlarda fıtığın ameliyat edilmesi zorunludur. Bunlar:

a) Kol ve elde güçsüzlük olması

b) Hastanın ağrı şikayetini kesmeye yönelik tüm müdahalelere rağmen (ilaç tedavisi, boyunluk, fizik tedavi) ağrının geçmemesi ve hastanın sosyal yaşantısının bu durumdan etkilenmeye başlaması.

Bunların dışındaki boyun fıtığı hastalarına ilaç tedavisi veya fizik tedavi önerilebilir.

BOYUN FITIĞI AMELİYATI NASIL YAPILIR?

Boyun fıtığı ameliyatı kural olarak hep hastanın boyun bölgesinin sağ yanından yaklaşık 2 cm lik bir yatay kesi ile yapılır. Ameliyat mikroskop altında sürdürülür. İki omur arasındaki fıtıklaşan yastıkçık (disk) tamamen kazınarak boşaltılır, sağ ve sol sinir kökleri rahatlatılır ve çıkartılan yastıkçık yerine insan vücudu ile uyumlu kafes (peek cage) yerleştirilir. Bu kafes kalıcıdır ve varlığından hasta rahatsızlık duymaz.

BEYİN TÜMÖRÜ BELİRTİLERİ NELERDİR?

Beyin tümörü belirtileri:

a) Sara (epilepsi) nöbetleri: Genellikle beyin yüzeyine yakın ve yavaş büyüyen kitlelerde sara nöbeti görülme sıklığı daha fazladır.

b) Baş ağrısı ve Bulantı-Kusma: Tümörün, çevresindeki beyin dokusunda ödem ve basınca yol açması sonucu kafa içi basınç artışına bağlı olarak gelişir. Bu tip baş ağrısında sabahları baş ağrısı şiddetinde artış ve kusma ile birlikte baş ağrısında rahatlama görülebilir.

c) İlerleyici işlevsel kayıplar: Tümörün beyindeki yerleşim yerine ve baskı yaptığı beyin bölgesine göre değişim gösteren bulgulardır. Örneğin, işitme sinirine baskı yapan akustik nörinomlar işitme bozukluklarına, beyin yüzeyine (korteks) baskı yapan meningiom adı verilen ve genellikle iyi huylu ve yavaş büyüyen tümörler sara nöbetlerine, beyin sapı adı verilen ve tüm hayati fonksiyonların düzenlendiği bölgede gelişen tümörler ciddi hayati bulgulara sebep olabilirler.

d) Psikolojik bulgular: Tümörün beyindeki yerleşim yerine göre hastada psikolojik bulgular ortaya çıkabilir. Örneğin, beynin frontal lob adı verilen ön bölgesindeki tümörlerin duygudurum bozukluklarına sebep oldukları bilinmektedir.

HER BAŞAĞRISI BEYİN TÜMÖRÜ BELİRTİSİ MİDİR?

Tümörlere bağlı baş ağrıları sabahları daha sık görülebilmekte yada sabahları şiddeti daha fazla olabilmektedir. Bunun sebebinin, net olarak bilinmemekle birlikte, kişinin sabah uyandığındaki kafa içi basınç seviyesinin daha yüksek oluşudur.

KRONİK SUBDURAL HEMATOM (BEYİN ZARI İLE BEYİN ARASINDA KAN BİRİKMESİ) NEDİR, BELİRTİLERİ NELERDİR?

Kronik subdural hematom genellikle ileri yaşlardaki insanlarda görülür. Yaşımız ilerledikçe beyin dokusu küçülür ve beyin zarı (dura) ile beyin dokusu arasında bulunan ince köprü damarları gerginleşir. Küçük bir kafa sarsıntısı bile bu gerginleşen damarların kopmasına ve sızıntı şeklinde kanamasına sebep olabilir. Özellikle kan sulandırıcı ilaç kullanan veya kanama eğilimi olan insanlarda bu risk daha fazladır. Önceleri hiçbir şikayeti olmayan hastada günler sonra baş ağrısı, kol ve bacakta güçsüzlük ve konuşma güçlüğü gibi şikayetler gelişebilir. Böyle bir durumda mutlaka en yakın beyin cerrahisi birimine başvurulmalıdır. Kafa travması geçiren, 60 yaşın üzerinde ve de özellikle kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalar mutlaka beyin cerrahisi tarafından takip edilmeli ve travmadan iki-üç hafta sonra mutlaka beyin cerrahisi birimi tarafından tekrar değerlendirilmelidir.

KAFA TRAVMASI İLE OLUŞAN KAFATASI KIRIKLARI İYİLEŞİR Mİ?

Oluşan kırık eğer kemik ile beyin zarı arasında bir kanamaya neden olmamışsa, beyine batan bir çökme kırığı değilse veya kafatası kaidesinde (kafatasının alt kısmı) bulunmuyorsa klinik açıdan genellikle pek bir öneme sahip olmazlar. Bu sayılan kırık tipleri dışındaki kırık ve çatlaklarda, hastalar sadece takip amaçlı hastanede tutulurlar ve bu kırıklar genellikle ameliyat gerektirmezler.

KAFA TRAVMASINA BAĞLI BEYİN KANAMASI ÇEŞİTLERİ VE TEDAVİLERİ NELERDİR?

Bu kanamalar, hastaların hastanede muhakkak yatmalarını gerektiren, hayatı tehdit eden ve bazı durumlarda da acil olarak ameliyat gerektiren kanamalardır. Beyin, kapalı bir kutu (kafatası) içinde bulunduğundan, oluşacak bir kanama beyin dokusunu sıkıştırıp hastada çok ciddi problemlere sebep olabilir. Bu kanamalar, beyin zarı (dura) ile kafatası arasında ise epidural hematom, beyin zarı ile beyin arasında ise subdural hematom, eğer beyin dokusu içinde ise intraserebral hematom adını alır. Bu kanamalarda ameliyat kararı hastanın genel ve nörolojik muayene durumuna, oluşan kanamanın miktarına ve de beyinde yaptığı bası düzeyine göre verilir.

KARPAL TÜNEL SENDROMU (EL BİLEĞİNDE SİNİR SIKIŞMASI) NEDİR, HANGİ DURUMLARDA AMELİYAT GEREKİR?

Karpal tünel sendromunda, median sinir dediğimiz, başparmak hareketlerinin bazılarından sorumlu olan ve elimizin başparmak tarafında kalan yarımının hissiyatını sağlayan sinir, el bileğinde çeşitli nedenlere bağlı olarak kalınlaşan bağ dokusu altında sıkışmıştır. Karpal tünel sendromu, bazı romatolojik hastalıklarda ve gebelikte sık görülebildiği gibi,bazı meslek gruplarında da (sürekli klavye kullanan meslekler, el işi yapanlar, vs.) karpal tünel sendromuna sık rastlanmaktadır. Hastalar, bilek çevresinde ağrı ve el parmaklarında uyuşma şikayeti ile başvururlar. Bu şikayetler özellikle sabah uykudan uyanma sonrasında çok daha fazladır ve hastalar ellerini aşağıya doğru salladıklarında genellikle rahatladıklarını ifade ederler. Teşhis koymada hastanın muayene bulgularından ve EMG denilen bir sinir fonksiyon testinden faydalanılır. Eğer şikayetler hastanın yaşam konforunu bozucak kadar fazlaysa ve de EMG de orta-ağır düzeyde sıkışıklık saptandıysa hastaya ameliyat önerilir.

ULNAR OLUK SENDROMU (DİRSEKDE SİNİR SIKIŞMASI) NEDİR, NE ZAMAN AMELİYAT GEREKİR?

Bu rahatsızlıkta, ulnar sinir denilen, parmaklarımızı yanlara açıp kapamaya yarayan ve yüzük ve serçe parmağımızın hissiyatından sorumlu olan sinir, dirseğin iç kısmında bulunan bir kemik oluk içerisinde sıkışık vaziyettedir. Dirsek dayama alışkanlığı olan insanlarda ve uyurken yastığı kucaklayıp üzerine yatma alışkanlığı olanlarda ulnar oluk sendromuna daha sık rastlamaktayız. Hastalar, özellikle el parmaklarında aniden gelişen güçsüzlük ve serçe ve yüzük parmaklarında uyuşma şikayeti ile bize başvururlar. Teşhis, muayene bulguları ve EMG denilen sinir testi ile konur. Eğer muayene bulguları EMG testi ile destekleniyorsa hastaya ameliyat önerilir.

BELE VİDA (PLATİN) KONULMASI AMELİYATI (STABİLİZASYON) NE ZAMAN GEREKLİDİR?

Hareketli bel röntgen filminde bel omurları arasında kayma (spondilolistezis) saptanmışsa veya yapılacak ameliyat sonrası kayma gelişme riski varsa bel omurlarına vida konulmalıdır. Bel omurları arasında kayma, doğuştan kaynaklanan kemik defektine bağlı olabileceği gibi, daha önceden geçirilmiş bel fıtığı ameliyatlarına bağlı da gelişebilir. Travmaya bağlı olarak oluşan omur kırıklarında da bazı hallerde stabilizasyon ameliyatını önermekteyiz.

AYAKDA KUVVETSİZLİK GELİŞMİŞ BEL FITIĞI HASTALARINA FİZİK TEDAVİ YAPILIR MI?

Halk arasında fıtığı patlamış olarak adlandırılan ekstrüde veya sekestre (parçası kopmuş) bel fıtıklarında eğer bacak veya ayakta güçsüzlüğe sebep olmuşsa ameliyat dışında kesinlikle başka bir tedavi önermiyoruz.

KOLUNDA KUVVETSİZLİK YAPMIŞ BOYUN FITIĞI HASTALARINDA TEDAVİ NE OLMALIDIR?

Kolda veya elde güçsüzlük gelişmiş boyun fıtığı hastalarında seçilecek tedavi yöntemi mutlaka ameliyat olmalıdır. Bu durumlarda ameliyat dışında seçilecek bir tedavi yöntemi hastanın zaman kaybetmesine ve de koldaki kuvvetsizliğin artmasına sebep olabilir.

BEL FITIĞI İDRAR YAPMA PROBLEMLERİNE VE CİNSEL FONKSİYON BOZUKLUKLARINA SEBEP OLABİLİR Mİ?

İlerlemiş bazı bel fıtıkları nadir de olsa bu problemlere sebep olabilirler. Hastaların bu problemlerine ek olarak genellikle bacak ve ayakta güçsüzlük şikayeti de eşlik eder. Bu hastalar mümkün olduğunca kısa süre içinde bel fıtığından ameliyat edilmelidir.

YÜKSEK TANSİYONA BAĞLI GELİŞEN BEYİN KANAMASI (İNTRASEREBRAL HEMATOM) NASIL TEDAVİ EDİLİR?

İntraserebral kanamalar hayatı ciddi anlamda tehdit eden ölümcül kanamalardır. Hastaya ameliyat kararının alınmasında bazı faktörler etkilidir. Bunlar:

a) Hastanın nörolojik durumu (şuur durumu, kol ve bacakta kuvvetsizlik vs.)

b) Kanamanın beynin hangi bölgesinde olduğu ve miktarı

c) Beyin dokusunda ciddi bir itilmeye sebep olup olmadığı

d) Hastanın genel durumu (Kronik hastalıkları, kan sulandırıcı ilaç kullanımı,vs.)

Yani, her hastaya ameliyat en uygun seçenek olmayabilir ya da bazı durumlarda (Amiloid anjiopati vb) yapılacak ameliyat kanamayı daha da arttırabileceğinden tercih edilmeyebilir. Bu durumda hastalara gerekli ilaç tedavisi verilerek yoğun bakım biriminde takip edilirler.

BEYİN TÜMÖRLERİ BAŞKA ORGANA SIÇRAR MI?

Primer beyin tümörleri dediğimiz beynin kendi dokusundan köken alan tümörler genellikle vücudun başka organlarına sıçramazlar. Bazı beyin tümörleri ise beyin omurilik sıvısı yolu ile omuriliğe sıçrayabilmektedir (Epandimom, Medulloblastom vs).

BEYİNE EN ÇOK SIÇRAMA (METASTAZ) YAPAN TÜMÖRLER NELERDİR VE NASIL TEDAVİ EDİLİRLER?

Beyin, en çok metastaza uğrayan organlardan biridir. Beyine en çok sıçrama yapan tümörler Akciğer ve meme kanserleridir. Daha az sıklıkla ise sindirim sistemi kanserleri (mide kanseri) ve ürolojik tümörler (böbrek, prostat kanseri) metastaz yapabilirler. Beyin metastazlarının tedavisi, beyindeki sıçrama odağının büyüklüğüne, sayısına, hastanın genel ve nörolojik durumuna ve onkoloji doktorunun primer tümör hakkındaki görüşüne göre değişiklik gösterir. Bütün bu kriterler birlikte değerlendirilerek hastaya en uygun tedavinin hangisi olduğuna karar verilir. Bu tedavi seçenekleri arasında metastaz odağının veya odaklarının ameliyat edilerek çıkartılması, tüm beyine ışın tedavisi verilmesi (konvansiyonel radyoterapi) veya sadece metastaz odağına ışın verilmesi (Gamaknife) sayılabilir. Bu tedaviler birbirleriyle birlikte de uygulanabilmektedir.

BEL FITIĞI AMELİYATTAN SONRA TEKRAR EDER Mİ?

Önceki yıllarda bel fıtığı ameliyatları çıplak gözle yapılırken günümüzde mikroskop kullanılarak (mikrodiskektomi) yapılmaktadır. Böylelikle hem ameliyat sırasında oluşabilecek sinir kökü hasarı riski azaltılmakta hem de fıtıklaşan doku daha iyi temizlenebilmektedir. Mikrodiskektomi ameliyatı sonrası ameliyat edilen bölgeden tekrar fıtık oluşma ihtimali %5 civarındadır. Bel fıtığı, belde beş farklı bölgede oluşabilir. Bel fıtığı ameliyatından sonra diğer bölgelerden de yeni fıtık oluşabileceği veya daha önce var olan fıtığın büyüyerek ameliyatlık hale gelebileceği unutulmamalıdır.

BOYUN FITIĞI AMELİYAT OLDUKTAN SONRA TEKRAR EDER Mİ?

Boyun fıtığı ameliyatları mikroskop altında yapılır ve fıtıklaşan doku tamamen boşaltılarak fıtığın çıkartıldığı bölgeye kalıcı kafes (peek cage) konur. Boyun fıtıklarının ameliyattan sonra tekrarlama ihtimali bel fıtıklarına göre çok daha düşüktür, hatta yok denecek kadar azdır.

YENİDOĞAN BEBEKLERDE GÖRÜLEN BEYİN KANAMASI NEDİR? HANGİLERİNE CERRAHİ TEDAVİ GEREKİR?

Germinal matriks kanaması dediğimiz, yenidoğan bebeklerde görülen beyin kanaması genellikle miadından önce doğan (prematüre) bebeklerde görülür. Bu hastalar yenidoğan yoğun bakım birimine yatırılırlar ve bebeğin nörolojik durumuna ve kanama miktarına göre takip ve tedavi edilirler. Bu kanamalar beynin su kanallarına açıldıklarında tıkanıklığa sebep olabilirler. Bu tür durumlarda bebeğin günlük baş çevresi ölçümündeki artış ve ön fontanel (bıngıldak) deki gerginlik değerlendirilerek, gerektiğinde su kanallarındaki fazla su özel bir iğne ile aralıklı olarak boşaltılır. Bu hastaların bir kısmı ilerleyen zamanlarda şant (beynin su kanallarındaki fazla suyu karın boşluğuna taşıyan bir sistem) takılmasına ihtiyaç duyabilirler.

BEBEKLERDE OMURİLİK PROBLEMLERİNİN VARLIĞI NASIL ANLAŞILIR?

Bebeklerde omurilik problemi varlığı genellikle iki şekilde anlaşılır. Birincisinde, açık spina bifida dediğimiz durumda bebekler bel veya sırtlarında bir kese ile doğmuşlardır. Bu kese içerisinde veya altında omurilik dokusu bulunur. Bu bebeklerin bir kısmı bacaklarını oynatamaz vaziyette doğarlar. İkincisi ise kapalı spina bifida olarak adlandırılır. Bu bebeklerde kese yoktur fakat omurilikte bir problem olabileceğini gösteren cilt lezyonları bulunur. Bunlar, belde kıl yumağı, belde bir bölgede renk değişikliği, bel ve kuyruk sokumunda delik veya gamze bulunmasıdır. Bu çocuklar olası omurilik problemi açısından Manyetik rezonans görüntüleme (MR) çekilerek mutlaka değerlendirilmelidir.

ENDOSKOPİK BEL FITIĞI AMELİYATI (KAPALI BEL FITIĞI AMELİYATI) NEDİR?

Günümüzde bel fıtığı ameliyatları artık endoskopi ile yapılmaya başlanmıştır. Tam endoskopik bel fıtığı ameliyatları her beyin cerrahisi kliniğinde yapılamamakta, Dünyada ve Türkiye’de bizim de aralarında olduğumuz sayılı merkezlerde uygulanabilmektedir. Önümüzdeki yıllar içinde endoskopik disk ameliyatınının mikroskop ile yapılan bel fıtığı ameliyatının yerini alacağını düşünmekteyiz. Bu ameliyat yaklaşık yarım santimlik küçük bir delik kullanılarak yapılır. Ameliyat sırasında kemik ve kas dokusuna daha az zarar verildiği için hasta ameliyat sonrası daha az bel ağrısı çeker ve kısa süre içinde sosyal yaşamına geri döner. Endoskopik fıtık ameliyatı sırasında oluşan kanama yok denecek kadar azdır. Ameliyat sonrası nekahat dönemi mikroskop ile yapılan ameliyata göre çok daha kısadır.

BEL FITIĞI AMELİYATINDAN NE KADAR SÜRE SONRA NORMAL YAŞANTIMA GERİ DÖNEBİLİRİM?

Bel fıtığı ameliyatlarında hastanede kalış süresi genellikle bir gündür. Ameliyat sonrası 6.saatte hasta yürütülür ve birinci günün sonunda taburcu edilir. Taburculuk sonrasında genellikle bir hafta ev istirahati verilir. Ev istirahati süresince yemek yeme ve tuvalet ihtiyacı gibi zaruri durumlar dışında oturmayı kısıtlayıp, ev içinde 5 dakikayı geçmeyen yürüyüşler önerilir. Birinci haftanın sonundaki rutin poliklinik kontrolü sonrası hastanın belini zorlamadan dışarıda küçük yürüyüşler yapmasına izin verilir. Bu dönemde uzun yürüyüş ve oturuşlar ameliyat bölgesinde ağrılara sebep olabilir. Üçüncü haftadan sonra hasta rutin sosyal yaşamına geri döner. Endoskopik bel fıtığı ameliyatlarında bu süre çok daha kısadır ve birinci haftanın sonunda hastanın normal yaşamına geri dönmesine izin verilir.

BELE VİDA TAKILMASI (STABİLİZASYON) AMELİYATINDAN NE KADAR SÜRE SONRA NORMAL YAŞANTIMA GERİ DÖNEBİLİRİM?

Stabilizasyon ameliyatından sonra hastanede yatış süresi ortalama 2-3 gündür. Ameliyattan sonraki 1.gün hasta bel korsesi ile yürütülür ve taburcu edilir. Bu hastalara 10 gün ev istirahati önerilir. Bu süre boyunca hastanın günde üç kez ev içerisinde kısa süreli yürümesine izin verilir. Bu dönemde hasta zaruri ihtiyaçlar dışında oturmaz. Onuncu gündeki rutin poliklinik kontrolü sonrası hastanın günaşırı dışarı çıkıp 5 dakikalık hafif yürüyüşler yapmasına izin verilebilir. Hastanın bel ağrıları olmadığı takdirde bu süre yavaşça arttırılır. Hasta 4-6 hafta boyunca bel korsesi kullanır ve bu dönemin sonunda hasta normal ev ve iş yaşamına geri döner.

BOYUN FITIĞI AMELİYATINDAN NE KADAR SÜRE SONRA NORMAL YAŞANTIMA GERİ DÖNEBİLİRİM?

Boyun fıtığı ameliyatında hastanede yatış süresi 1 gündür. Hasta ameliyattan 6 saat sonra yumuşak sünger boyunluk ile ayağa kaldırılır ve yürütülür. Hasta ertesi gün taburcu edilir. Taburculuk sonrası verilen 1 haftalık ev istirhati süresince hasta, boyunluk ile rahatça oturabilir ve yürüyebilir. Hasta, 1 hafta sonrasında rutin poliklinik kontrolünde doktor tarafından görülür ve sonrasında normal iş ve ev yaşamına geri döner. Hastaya 4-6 hafta süresince yumuşak sünger boyunluk kullanması önerilir ve bu süre sonunda boyunluk çıkartılır.

BİRİNCİ DERECE YAKINIMA BEYİN TÜMÖRÜ TEŞHİSİ KONULDU, BENİM DE BAKTIRMAM GEREKİR Mİ?

Tüm beyin tümörlerinde olmasa da beyin de görülen bazı tümörlerde genetik geçiş söz konusu olabilir. Özellikle bazı genetik geçişli sistemik hastalıklarda beyin tümörlerine rastlanabilir. Örneğin genetik geçişe sahip bir hastalık olan nörofibromatozis de sinir kılıfı tümörleri ve meningiomalar görülebilir. Böyle bir şüphe olduğunda beyin cerrahisi doktorunuz sizi bilgilendirecektir. Bu istisnalar dışında her beyin tümörü hastasının birinci dereceden yakınlarına herhangi bir şikayeti olmadığı takdirde rutin beyin MRG çekilmesini önermiyoruz.

YAKINIMDA BEYİN ANEVRİZMASI (DAMAR BALONCUĞU) SAPTANDI, BENİM DE TETKİK YAPTIRMAM GEREKİR Mİ?

Bazı genetik geçişli metabolik ve romatolojik hastalıklarda (örneğin polikistik böbrek hastalığı vs.) beyin damar baloncuğu sık görülmektedir. Hastanın muayene sırasında özgeçmiş ve soygeçmiş özellikleri iyi sorgulanmalı, eğer böyle bir durum söz konusu ise hasta yakınları tetkik yapılması hususunda bilgilendirilmelidir.

GAMA KNİFE (RADYOCERRAHİ) TEDAVİSİ NEDİR? HANGİ HASTALIKLARDA UYGULANIR?

Gamaknife tedavisinde x ışınları kullanılır. Fakat bilinen ışın tedavisinin aksine, ışınların şekli ve dozu ayarlanarak beyindeki hedeflenen lezyonun etrafındaki sağlam beyin dokusuna zarar vermeden sadece planlanan hedefin etkilenmesi sağlanır. Bu tedavi ile tümör veya lezyondaki hücrelerin yapıtaşları bozulur ve bu hücreler yok olmaya başlarlar. Böylece tümörün zamanla küçülerek kontrol altına alınması sağlanır. Beyindeki damar lezyonlarında ise damar duvarında kalınlaşmaya sebep olarak damarın tıkanmasını ve lezyonun yok olmasını sağlar. Gamaknife tedavisi en çok beyin tümörlerinde, damar lezyonlarında (damar yumağı (arteriovenöz malformasyon), kavernom, vs.)) ve trigeminal nevralji de kullanılmaktadır. Bu tür problemlere sahip her hasta gamaknife tedavisi için uygun değildir. Bu tedavinin sizin için uygun olup olmadığına, muayene edilerek ve radyolojik tetkikleriniz değerlendirilerek beyin cerrahisi doktorunuz tarafından karar verilir.